Sessizlik..

Yıllar sonra ilk kez sessizdi zihnim..İlk kez durgun bir deniz misali..Dalgasız..Her şey gibi yaşadığım (yaşamak buysa eğer) şehri de ardımda bırakmıştım tüm solgun yüzü ve kasveti ile birlikte..Eskiden olsa dedim, bağırırdı, kavga ederdi zihnimdeki sesler, sonra karmaşaya dönüşürdü..Tıpkı şehrin keşmekeşi gibi..Oysa şimdi duyabildiğim tek şey, dinginliğimdi..

Derken bir korna sesi ile irkilerek kendime geldim..Yanımdan geçen aracın içinden eğilerek bana bakmaya çalışan öfkeli bir yüz gördüm, bir şeyler söylüyordu bağırarak. Belli ki epey öfkelendirmiştim onu her ne yaptıysam..Hızla uzaklaşarak geçti gitti sağımdan..Sağımdan..Hah! bir de niye sinirlendi diye düşünüp duruyordum..Sol şeritte kaptırıp gitmişim kendimi meğer. Öfkesi buna imiş az öncekinin. “Demek bir acelesi vardı” diye geçirdim içimden..Sonra, “ee geçti gitti işte daha neyin öfkesiyse bu” diye söylendim..Birden bire fark ettim sonra zihnimi yine gereksiz insanlarla ve gereksiz bir nedenle meşgul ettiğimi..

Biraz mola verip, zihnime yeniden üşüşmeye çalışan düşünceleri kafamdan atmanın tam vaktidir diye içimden geçirerek , o anda yanından geçmek üzere olduğum yol üstü lokantasının önünde yavaşlayarak durdum..Arabadan iner inmez doğanın tertemiz kokusu ve odun ateşinde pişen mis gibi köftelerin kokusu ile kendimden geçtiğimde ne kadar da acıkmış olduğumun farkına vardım..

Cevap yazın