Osman Usta

Kır lokantasının park yerinden geldiği anlaşılan dizel kamyonet benzeri bir aracın homurtusu üzerine lokanta sahibi benden müsaade isteyerek “Yeni zebzeler geldi heral, ooolum beyfendiye bakiverin bakem” diyerek lokantanın girişine doğru hızlı adımlarla yürüdü. Az önce elinde salata tabağı ile gelen delikanlı, bu kez elinde sipariş almak üzere kağıt koçanı ve kalem ile birlikte bana doğru yaklaşırken “Tamam Ustaaa” diyerek lokanta sahibine de rapor vermeyi ihmal etmedi. Adam eliyle “çabuk çabuk” der gibi bir hareket yaparak delikanlının raporunu aldığını belli etti. Yanıma yaklaşan delikanlı biraz da çekingen bir ifadeyle “Buyrun, ne alırdınız” diye sorarken bir yandan da elindeki mendille koşturmaktan ter ter olmuş alnını kuruladı. Delikanlıya siparişimi tam vereceğim esnada arka masada arkadaşıyla birlikte oturmuş sigarasını tellendiren hafif kilolu bir bayan, görüntüsüne tezat incecik bir ses tonuyla “Bakar mısınıııız” diye seslenince delikanlı bir an tereddütte kalsa da, gözlerini devirerek arkasını dönüp “Buyrun hanfendi” diye cevap verdi. Bayan iki bardak çay daha istediğini söyleyince delikanlı lokantanın tezgah kısmına doğru “Faruk Abiiii, Faruk Abiiiiiii” diye bağırır bağırmaz, tezgahın hemen arkasından yaşça delikanlıdan biraz daha büyük olduğu belli olan başka bir delikanlı elini kaldırarak “Hooop” diye cevap verdi. Çocuk eliyle zafer işareti yapar gibi iki parmağıyla çay sayısını işaret ederek “İki çaaay” deyip bayanın masasını gösterdi. Faruk Usta’da tekrar elini kaldırarak “Tamaaam” dedikten sonra mutfağın kapısından içeriye doğru “5 numaraya 2 çaaay” diye seslenip tezgahın arkasında az önce bıraktığı işe devam etti.

Bu esnada lokantanın kapısında az önceki kamyonetle mal getiren kişi olduğu belli olan adam elinde üst üste konmuş 4-5 kasa sebze ile birlikte mutfağa doğru ilerliyordu. Hemen arkasında da lokanta sahibi bir şeyler söyleye söyleye yürüyorken birden tezgaha doğru “Ooolum Faruk yardım etsene len” diye çemkirdi. Az önce tezgahın arkasında kaybolan Faruk yine oracıkta belirivererek, adamın taşıdığı kasaların rahatça geçebilmesi için mutfak kapısını ardına kaçar açtı. Bu esnada lokanta sahibi ile belli belirsiz göz göze gelir gibi olunca koşturarak masama doğru yaklaştı. Yanımdaki delikanlıya “Oolum alıvemedinmi beyfendinin siparişini, bak hala bakıp duruu” diye yine hafif kaç çatarak çemkirince, delikanlının ne yapacağını bilemez bir şekilde bir şeyler anlatmak isteyip de diyemediğini fark ettiğimde araya girerek “Daha karar veremedim ne yiyeceğime, o yüzden ben bekletiyorum delikanlıyı, kusura bakmayın” dedim. Çocuk minnettar bir ifadeyle gözlerime bakarak hafifçe gülümsedi. Faruk Usta’nın bulunduğu tezgahın arkasında bu defa az önce kamyonetiyle mal getiren adam “Osman Ustaaa, zebzeler tamam, meyve de istiyonmu, aaaşama dooru getiverem istoyasan” diye seslendi. Bunun üzerine Osman Usta bana dönerek “Efenim kusura kalmayın, bi goşturup şu işi hallediverem hemi” dedikten sonra tekrar delikanlıya dönerek “Olum hadi bekletmen beyfendiyi” diyerek tezgaha doğru koşar adım ilerledi.

Cevap yazın