Geçmişin ağırlığından, geleceğin endişesinden kurtulun!

İnsan hayatı geçmiş ve gelecek arasında uzanan bir yol, bir köprüdür. Bu yoldan, köprüden öyle ya da böyle, mutlu ya da mutsuz, isteyerek ya da istemeyerek yürür gideriz hepimiz. Bazılarımızın güzel başlayıp kötü giden, bazılarımızın kötü başlayıp iyi giden hayatları olmuş olabilir. Her insanın hayatı birbirinden farklı özellikler gösteriyor olsa da temelde benzeşen yönleri de yok değildir. İşte bugün bunlardan bahsetmek istiyorum.Aramızdan bazıları iç çekip geçmiş günlerin özlemini duyarken, bazıları da geçmiş aklına geldiği anda zihnini başka şeylerle meşgul ederek kaçmaya çalışır. Yaklaşım bu ikisinden hangisi olursa olsun, geçmiş için tek bir sonuç vardır, geçmiş geçmiştir ve geri dönmeyecektir. Bu durumda ne geçmişteki sıkıntılara saplanıp kalmak, ne de geçmiş günlerin özlemi ile yanıp tutuşmak bize bir şey kazandırmayacaktır.

Geçmişte yaşanan sıkıntılar sırtımızda taşıdığımız ağırlıktan başka hiç bir şey değildir. Onları geleceğe götürmemiz bir işe yaramayacağı gibi, geleceğe doğru olan yürüyüşümüzü yavaşlatır hatta kimi zaman öyle yoruluruz ki, bir adım daha ileri gidemeyecek kadar bitkin düşeriz. Geçmişte yaşananlar için ne kadar üzülürsek üzülelim, bu hiç bir şeyi değiştirmeyeceği gibi bizi negatif bir insan haline dönüştürecektir. Öyleyse onca ağırlığı taşımak niye? Siz de, varsa eğer sırtınızda böylesi ağırlıklar geç olmadan onları olduğu yerde bırakıp yolunuza devam edin.


Bir de daha gelmemiş bir geleceğe dair endişeleri olanlarımız vardır aramızda. Denilir ki, endişe olmasını istemediğiniz şeylerin olması için tüm kalbinizle dua etmektir. Ne kadar doğru bir söz değil mi? Sürekli olarak bu kaygılarla yaşayan insanların başlarına bir sürü tatsız hadise gelmesine şaşmamalı. Öyle ki bu durumun psikolojide bile yeri vardır. Aklıma gelen başıma gelir diyenlerin, gerçekten de olmasından korktuğu şeyin başına gelmesi psikolojide “Pygmalion etkisi” olarak bilinir. Şunu asla unutmayın ki, kendi hakkınızdaki inançlarınız karamsar-negatif ise korktuğunuz hep başınıza gelecektir, buna kendi kendini gerçekleştiren kehanet denir. Öyleyse daha gerçekleşmemiş bir gelecek için endişe duymanın bize ne faydası olacak? 

Geçmişin ağırlığını üzerinde taşımaya çalışmak kadar, geleceğin kaygısını taşımanın da bizlere bir faydası olmayacağı gibi verdiği zararların da telafisi yoktur. Atalarımızın da dediği gibi, su akar yolunu bulur. Bizler sadece elimizden gelenin en iyisini yapmalı gerisini Yaradanın takdirine bırakmalıyız. O, bizim için her şeyin en doğrusunu ve en iyisini bilir. 

Önemli olan elimizdekilerin değerini anlayarak, sahip olduklarımız için şükretmesini bilmek, sahip olmak istediklerimiz için harekete geçmeye hazır olmak ve hayatta hiç bir şey için hiç bir zaman geç olmadığını unutmamaktır.

Cevap yazın