Düşler Pansiyonu…

Ege’nin güneşi iyiden iyiye kendini göstermeye başladığında, arabamın güneşliğini indirdim bir yandan gözlerimi kısarken.. Hafifçe camı araladım yol boyu sağlı sollu uzanan yemyeşil tarlalardan yükselen taze ot ve çiçek karışımı doğanın kokusunu içime çekebilmek için..Yıllardır hayalini kurduğum yolculuğa çıkabilmiştim nihayet..

İşte böyle başlamıştı Düşler Pansiyonu’na olan yolculuğum..”Birden bire nerden çıktı bu böyle” diye düşünmüştü belki eş, dost akraba..Öyle ya..Nereden bile bilirlerdi ki bu yolculuğun yıllardır içimde yer ettiğini..Sahi kimin umrunda onların ne düşündüğü? Yıllarca hep başkalarının istediği hayatı yaşayan “ben” artık özüme dönmeye karar vermiştim ve bugün, hayatımın geri kalanında gönlüme göre yaşayacağım günlerin ilkiydi.. Kendi kendime yeniden doğmuş gibi, gülümseyerek hayata “merhaba” dedim..Merhaba yeni gün..Merhaba yeni hayat..Ve merhaba yeni “ben”..

Romanın devamı..

Cevap yazın