Doğanın büyüsü..

Park için ayrılmış ve 3-4 arabanın daha durmuş olduğu ağaçların altındaki gölgelik alanda durup arabadan indiğimde, müziğin sesinden daha önce duymamış olduğumu fark ettiğim cıvıl cıvıl kuş sesleri doldurdu bir anda kulaklarımı..Oradan oraya uçuşan kuşların pırr pırr kanat sesleri, cıvıltıları, park yerinin hemen yanında şırıl şırıl akan çeşmenin sesi ve uzakta çardaklı alanda oturmuş yemeğini yiyen insanların mırıltılarından başka hiç bir ses yoktu etrafımda..Öyle büyülü bir ortamdı ki bu, oraya yemeğe gelen insanlar bu büyüyü bozmak istemediklerinden olsa gerek fısıltılarla konuşuyorlardı adeta..

Arabamı park ettiğim yerin hemen yanında hiç durmadan akan çeşmede elimi, yüzümü yıkamaya karar vererek yürümeye başladığımda, ses tonundaki misafirperverlik ve aynı zamanda hakimiyet ile birlikte oranın sahibi olduğu rahatlıkla anlaşılan 40’lı yaşlardaki bir adamın uzaktan “hoşgeldiniz efendim” diye seslenişini duydum. Sesini sanki etraftaki kuşları ürkütmek istemediğinden ötürü daha bir yumuşatarak ve alçak tondan çıkartmaya gayret ettiğini düşündüm bir anda..Elimi yukarıya doğru kaldırarak “hoşbulduk” diye alçak tondan cevap verdim ben de..Uzaktan da olsa içtenlikle gülümsediğini görebiliyordum sanki..

Cevap yazın