Çardak..

Çeşmenin başına geldiğimde kenardaki su birikintisinde ürkek hareketlerle etrafını kolaçan ederek su içmeye çalışan iki minik serçeyi gördüğüm anda durup bekleyeyim dedim ama nafile. Beni görür görmez korkuyla uçarak uzaklaşıp ilerideki ağacın dalına kondular..Sanki bir an evvel su içip gitmemi bekler gibi tedirgin hareketlerle, dalın üzerinde başlarını öne doğru uzatmış beni seyrediyorlardı..Belkide sadece bana öyle geliyordu..bilmiyorum..

Su öylesine soğuk ve öylesine ferahlatıcı idi ki..Temmuz ayının ortalarında hiç bir şey beni bu kadar rahatlatamazdı..Elimi yüzümü bir güzel yıkadıktan sonra tam su içmek için eğilmişken çeşme yalağının içinde yuvarlak bir kütlenin hafif hafif yalpalayarak bana doğru yaklaştığını hissettim..Bir anda şaşırarak o tarafa doğru baktığımda o yuvarlak şeyin kocaman bir karpuz olduğunu anladım..Daha öncede duymuştum bunu, soğuması için karpuzları, kavunları suya bırakırlardı böyle yerlerde..Buz gibi suyu içtikten sonra daha bir kendime geldiğimi hissettim. İyiden iyiye acıktığımdan olsa gerek hızlı adımlarla çardaklar bölgesine doğru ilerlemeye başladım..

Genişçe ormanlık alan içerisine görebildiğim kadarıyla 7-8 tane birbirinin aynısı ahşap çardak kondurmuşlardı..Hepsinin etrafı pembemsi morumsu çiçeklerle bezenmiş sarmaşıklarla çevrelenmişti..İçlerinde tahta sedirler ve sedirler üzerinde temiz ve pofuduk görünümlü minderler..Az önce mırıldandıklarını düşündüğüm insanlar yemeklerini bitirmiş, ince belli bardaklarından demli çaylarını yudumluyorlardı..Hepsinin yüzündeki memnuniyet ifadesi belirgindi..

Cevap yazın